Dune Çöl Gezegeni İmparatorluğunun Terminolojisi


A

Aba: Fremen kadınlarının giydiği bol giysi; çoğunlukla siyah.

Ab-ı hayat: “Aydınlatıcı zehir” (Bk. Baş rahibe). Bir kum solucanının (Bk. Şeyh-hulud) boğularak öldüğü anda, ürettiği bu sıvı nefes, Başrahibe’nin vücudunda değişime uğrayarak siyeçin tau orjisinde kullanılan uyuşturucu madde haline gelir. Bir “bilinç spektrumu” uyuşturucusu.

Adab: Kişiyi kendiliğinden ele geçiren diğerlerine baskın hafıza

Aile hükmü: Kraliyete mensup bir kişinin veya Büyük Evlerin bir üyesinin, resmileşmemiş ihanete dayanılarak katledilmesini yasaklayan Büyük Konvansiyon kuralı. Kural, resmi çerçeveyi belirler ve suikast yöntemlerini sınırlar.

Akarso: Neredeyse dikdörtgen biçimli yapraklarıyla tanınan, anayurdu Sikun (70 Ophiuchi A’daki) olan bir bitki. Bitkinin yeşil-beyaz çizgileri, birbirine paralel aktif ve pasif klorofil bölgelerinin oluşturduğu sürekli çoklu durumu gösterir.

Akh: Sola dön; solucan-dümendsinin seslenişi.

Akl: Akıl sınavı. Köken olarak, “Düşünen kim?”le başlayan “Yedi Mistik Soru”

Alem al-mital: Bütün fiziksel sınırlamaların ortadan kalktığı, benzerliklerin mistik dünyası.

Al-lat: İnsanoğlunun ilk güneşi; kullanımda: herhangi bir gezegenin asıl güneşi. (Lat: İslamdan önce Arap bedevi kabilelerinin taptıkları güneş tanrıçası, El-Lat: Taif yakınlarındaki tapınak yıkıntısı. -ç. n.)

Ampoliros: Uzayın efsanevi “Uçan Hollandalı”sı.

Amtal veya Amtal kuralı: İlkel dünyalarda, bir şeyi, sınırlarını ya da kusurlarını belirlemek için sınarken kullanılan yaygın bir kural. Genellikle yoketmeye varan sınama

Ana Tanrıça: Uzayın dişil unsuru olan boynuzlu tanrıça (genellikle: Uzay Ana), İmparatorluk içindeki birçok din tarafından Yüce Tanrı olarak kabul edilen eril-dişil-nötr teslisin dişil yüzü. (Teslis: Hristiyan dininde üç ayrı kişinin bir tek tanrıda birleşmesi anlamına gelmektedir.-ç. n.)

Arrakeen: Arrakis üzerindeki ilk yerleşim yeri; uzun zamandır gezegen hükümetinin merkezi.

Arrakis: Dune adıyla bilinen gezegen; Canopus’un üçüncü gezegeni. (Canopus, Dünya’dan 650 ışık yılı uzaktadır, gökyüzünün ikinci parlak yıldızıdır.-ç.n.)

Ateş sütunu: Açık çölde kullanılan basit işaret fişeği.

Ateş vicdanı: İmparatorluk şartlandırmasının eriştiği kısıtlayıcı düzey. (Bk. İmparatorluk şartlandırması.)

Aya kilidi: Hangi ele ayarlandıysa, o elin ayasının temasıyla açılabilen kilit veya mühür.

Ayat: Yaşamın işaretleri. (Bk. Burhan) (‘Ayat’, Arapçada ’izler’, ’işaretler’ anlamına gelmektedir.-ç. n.)

B

Bahar: Bk. Melanj.

Bahar fabrikası: Bk. Kum tırtılı.

Bahar sürücüsü: Arrakis çöllerinde hareketli makineleri kumanda eden ve yönlendiren Dune işçisi.

Bakka: Fremen efsanesinde, tüm insanlık için yas tutan ağıtçı.

Baklava: Hurma şurubuyla yapılan ağır bir tatlı.

Baliset: Dokuz telli bir müzik aleti, doğrudan doğruya ‘zithra’dan türetilmiştir, Chusuk gamına göre akort edilir ve tellerine vurularak çalınır. İmparatorluk ozanlarının gözde çalgısı. (Bk. Chusuk)

Baradye tabancası: Kum üzerinde geniş bir alanı boyayla işaretlemek için, Arrakis’te geliştirilen statik şarjlı bir toz silahı.

Baraka: Sihirli güçlere sahip, yaşayan kutsal bir adam.

Başar (çoğu zaman Albay Başar): Standart askeri sınıflandırmada, Albay’ın çok az üstünde olan Sardokar subayı. Bir gezegen altbölgesinin askeri yöneticisi için yaratılmış rütbe. (Birlik Başarı, sadece askeri kullanım için ayrılmış bir unvandır.)

Baş Gözetmen: Aynı zamanda bir B.G. okulunun bölgesel yöneticisi olan Bene Gesserit Başrahibesi. (Genellikle: Görüsü olan Bene Gesserit.)

Başrahibe: Köken olarak, kendisini daha üst bir bilinç durumuna yükseltecek bir “aydınlatıcı zehir”i vücudunda dönüştürmüş Bene Gesserit gözetmeni. Fremenlerin benzer bir “aydınlanma”yı başarmış kendi dinsel liderleri için benimsedikleri unvan. (Bk. Bene Gesserit ve Ab-ı Hayat)

Bayıltıcı: Ucu zehirli veya ilaçlı küçük bir oku düşük hızla atan silah. Etkisi, kalkan ayarındaki değişikliklerle ve hedefle atıcı arasındaki göreli hareketle sınırlıdır.

Bedwine: Bk. İhvan Bedwine

Bela Tegeuse: Kuentsing’in beşinci gezegeni; hicrete zorlanan Zensünnilerin (Fremen) üçüncü durak yeri.

Bene Gesserit: “Düşünen makineler” diye adlandırılanları ve robotları yok eden Butleryan Cihat’tan sonra, esas olarak kadın öğrenciler için kurulmuş, zihinsel ve fiziksel eğitim veren antik okul. (Bene Gesserit” terimi İbranice kaynaklı olup, “Köprünün Çocukları” anlamına gelmektedir.-ç.n.)

Bene Gesserit Yöntemi: Gözlemin nüanslarının kullanılması.

B.G.: Bene Gesserit için kullanılan kısa ad.

Bi-la kayfa: Amin. (Kelimesi kelimesine: “Başka bir şey açıklamaya gerek yok.”)

Bindu: insanın sinir sistemiyle, özellikle sinir eğitimiyle ilgili. Çoğu zaman Bindu-sinir düzeni olarak ifade edilir. (Bk. Prana)

Bindu askısı: Kişinin kendisinin başlattığı özel bir katalepsi durumu. (Katalepsi: Vücudun kaskatı kesilmesi; insanın vücut hareketlerini kontrol edemediği, kaslarının bir ölününki kadar sertleştiği ya da ne biçimdeyse öyle kaldığı bir hastalık. -ç. n.)

Birlik taşıyıcı: Gezegenler arasında özellikle birliklerin taşınması için tasarlanmış Lonca gemisi.

Bled: Düz, açık çöl.

Boşaltma kutuları: Sürtünme ısısını dağıtan yüzeylerle ve süspansörlü sönümleme sistemiyle donatılmış, değişik şekilli kargo konteynerleri için kullanılan genel terim. Uzaydan bir gezegenin yüzeyine malzeme boşaltmak için kullanılırlar.

Botani Cib: Bk. Cakobsa.

Burhan: Yaşamın kanıtları (Genellikle: yaşamın ayat ve burhanı. Bk. Ayat.) (Burhan’, Arapça’da kanıt, ispat, tanık’ anlamına gelmektedir.-ç. n.)

Burka: Fremen’lerin açık çölde giydikleri yalıtım örtüsü. (‘Burka’, Arapça’da ’peçe’ anlamına gelmektedir.-ç. n)

Burseg: Sardokarlarda general.

Butleryan Cihat: Bilgisayarlara, düşünen makinelere ve bilinçli robotlara karşı yapılan, L.Ö. 201’de başlayıp L.Ö. 108’de sona eren dinsel savaş. Cihat’ın O. K. İncil’inde değişmeden kalan başlıca emri şöyledir; “Bir adamın aklıyla benzerlik gösteren makine yapmayacaksın”. (Bk. Büyük İsyan)

Büyük İsyan: Butleryan Cihat için yaygın olarak kullanılan terim. (Bk. Butleryan Cihat.)

Büyük Konvansiyon: Lonca, Büyük Evler ve İmparatorluk tarafından sürdürülen güç dengesi altında uygulanmakta olan evrensel ateşkes. En önemli maddesi, atom silahlarının insanlara karşı kullanılmasını yasaklar. Büyük Konvansiyon’un her maddesi şöyle başlar: “Uyulması gereken usuller…”

C-Ç

Caladan: Delta Pavonis’in üçüncü gezegeni; Paul Muad’Dib’in doğduğu dünya.

CHOAM: ‘Combine Honnete Ober Advancer Mercantiles’ın kısa adı İmparator ve Büyük Evler tarafından, sessiz ortakları Lonca ve Bene Gesserit’le birlikte yönetilen evrensel gelişim şirketi.

Chusuk: Theta Shalish’in dördüncü gezegeni; “Müzik Gezegeni” olarak bilinir, müzik aletlerinin kalitesiyle tanınır. (Bk. Varota.)

Cihat: Bk. Butleryan Cihat.

Coriolis fırtınası: Açık düzlükler üzerindeki rüzgarların, gezegenin kendi dönüş hareketi tarafından güçlendirilerek saatte 700 kilometre hıza ulaştığı Arrakis’teki büyük kum fırtınaları.

Corrin Savaşı: İmparatorluk Evi Corrino’nun adını aldığı uzay savaşı. L.Ö. 88’de Sigma Draconis yakınında gerçekleşen savaş, Salusa Secundus’lu olan yönetici Ev’in egemenliğinin kurulmasını sağlamıştır.

Cudikar: Kutsal doğru. (Genellikle Cudikar manteni ifadesinde karşılaşılır; asıl ve yardıma doğru.)

Cüppe: Genel olarak Arrakis’te damıtıcı giysinin üstüne giyilen çok amaçlı (yayılmayla dağılan ısıyı yansıtacak veya içeri alacak şekilde ayarlanabilir, bir hamak ya da barınağa dönüştürülebilir) üstlük.

Çakobsa: Kısmen antik Botani’den (Botani Cib -cib lehçe anlamındadır) türetilmiş, “manyetik dil” olarak adlandırılan dil. Gizlilik gereksinimiyle biraz değiştirilmiş antik lehçelerin bir derlemesidir; ancak temelde ilk Suikastçiler Savaşı’nın kiralık suikastçileri olan Botani’lerin avlanma dilidir.

Çanak: Arrakis’te, kendisini sık sık çıkan fırtınalardan koruyan yükseltilerle çevrili, yerleşilebilir düzlük alan.

Çanak haritası: Barınma yerleri arasındaki en güvenilir para-pusula rotaları referans alınarak yapılan Arrakis yüzey haritası. (Bk. Parapusula)

Çerem: Kin birliği (çoğunlukla intikam için).

Çiy kolektörleri veya çiy yoğuşturucuları: Çiy toplayıcıları ile karıştırılmamalıdır. Kolektörler veya yoğuşturucular, uzun ekseni yaklaşık dört santimetre olan yumurta şekilli aygıtlardır. Işığa tutulduğunda parlak beyaz bir renk alan ve karanlıkta tekrar saydamlaşan kromoplastikten yapılmışlardır. Kolektör, üzerinde şafak çiyinin yoğuşacağı belli bir soğuklukta yüzey oluşturur. Fremenler tarafından bitkilendirme çukurlarını kaplamakta kullanılan bu aygıtlar, buralardan az ama güvenilir bir su kaynağı sağlarlar.

Çiy toplayıcıları: Tırpan benzeri bir çiy toplama aletiyle Arrakis’in bitkilerinden çiy toplayan işçiler.

Çomas (Bazı lehçelerde omas): Başka bir şekilde uygulanan zehirden farklı olarak katı yiyecekteki zehir.

Çomurki (Bazı lehçelerde Maski veya Murki): İçeceğe katılan zehir.

D

Damıtıcı çadır: içinde bulunanların verdikleri nefesle ortamda oluşan nemi, yeniden içme suyu haline getirmek üzere tasarlanan, mikro-sandviç dokumadan yapılmış küçük, sızdırmaz muhafaza.

Damıtıcı giysi: Arrakis’te keşfedilmiş vücudu örten giysi. Dokuması, ısı dağılması ve vücut atıkları için filtre fonksiyonlarını yerine getiren bir mikro-sandviç şeklindedir. Yeniden kullanılır hale getirilen nem, su cebinden çıkan borular yoluyla geri alınır.

Dar-ül-hikman: Dinsel tercüme ya da tefsir okulu.

Değişim Yargıcı: Landsraad Yüksek Kurulu ve İmparator tarafından, toprak idaresindeki bir değişimi, bir kanlı pazarlığını veya bir Suikastçiler Savaşı’ndaki resmi çarpışmayı gözlemek için atanan memur. Yargıç’ın hüküm yetkisi yalnızca İmparator’un hazır bulunduğu Yüksek Kurul’un önünde sorgulanabilir.

Derkh: Sağa dön; solucan-dümencisinin seslenişi.

Dış-freyn: Galakça’da “doğrudan doğruya yabana” anlamındadır, yani; doğrudan senin toplumundan olmayan, seçkinlerden olmayan

Distrans: Yarasaların veya kuşların sinir sistemi üzerinde geçici sinirsel bir kayıt bırakmaya yarayan aygıt. Yaratığın normal çığlığının o sırada taşıdığı mesaj kaydı, başka bir distrans tarafından taşıyıcı dalgadan ayrılabilir.

Doğru Söyleten: Doğru transına girme ve samimiyetsizliği ya da yalanı saptama yetisine sahip Başrahibe.

Doğru transı: Çeşitli “bilinç spektrumu” uyuşturucularından biriyle sağlanan, kasıtlı yalanları ele veren küçük belirtilerin doğru transı gözlemcisine göründüğü yarı hiptonik trans. (Not: “bilinç spektrumu” uyuşturucuları, kendi vücutları içinde zehirin konfigürasyonunu dönüştürebilen duyarlılığı azalmış kişiler dışındakiler için çoğu zaman öldürücüdür.)

Döngü boruları: insanın atık boşaltım sistemini, damıtıcı giysinin döngü filtrelerine bağlayan borular.

Dune işçileri: Arrakis’teki açık kum işçileri, bahar avcıları ve benzeri için kullanılan deyim. Kum işçileri. Bahar işçileri.

E

Ecaz: Alfa Centauri B’nin dördüncü gezegeni; heykeltraşların cenneti diye anılır; çünkü doğal haliyle, yalnızca insanın düşünce gücü tarafından şekillendirilebilen bir bitki olan sis ağacı’nın vatanıdır.

Ego-benzeşimi: Ego’nun özünü ifade eden mimikleri kopyalayabilen şiga teli projektörüyle üretilmiş portre görüntü.

Eğitim: Bene Gesserit söz konusu olduğunda bu alışılmış terim özel bir anlam kazanır; sinir ve kasların, doğal fonksiyonların izin verdiği son olası seviyeye kadar şartlandırılması (Bk. Bindu ve Prana).

Elakka (uyuşturucu): Ecaz’in kırmızı damarlı elakka odunu yakılarak elde edilen uyuşturucu madde. Etkisi, kendini koruma içgüdüsünü büyük ölçüde ortadan kaldırmaktır. Uyuşturucunun etkisindeki kişinin teni tipik havuç rengine döner. Genellikle köle gladyatörleri ringe hazırlamak için kullanılır.

El sayal: ‘Kum yağmuru’. Bir coriolis fırtınası tarafından orta irtifaya (yaklaşık 2.000 metre) taşınmış toz yağışı. El sayallar çoğu zaman yer seviyesine nem getirirler.

Erg: Geniş kumul bölgesi, kum denizi.

Eşleme indeksi: Kuisatz Haderah’ı yaratmayı amaçlayan insan çiftleştirme programının Bene Gesserit ana kaydı.

Ev: Bir gezegen veya güneş sisteminin Yönetici Klan’ı için kullanılan deyim.

Ezici: Düşmanın bulunduğu bir yerin üzerine düşerek ezecek şekilde tasarlanmış birçok küçük geminin birbirine kenetlenerek oluşturduğu daha büyük askeri uzay gemisi.

F

Fai: Su haracı, Arrakis’teki başlıca vergi türü.

Faufreluches: İmparatorluk tarafından uygulanan katı sınıf ayırım kuralı. “Her insana bir yer ve her insan kendi yerinde”.

Fedaykin: Fremen ölüm komandoları; tarihsel olarak bir yanlışı düzeltmek için toplanmış, bu uğurda canını feda etmeye yemin etmiş grup.

Fıkh: Şeriat usul ve hükümleri; Zensünni Gezginlerinin dininin yarı efsanevi kökenlerinden biri.

Filtre-tıkaç: Verilen nefesteki nemi tutmak için damıtıcı giysiyle birlikte takılan burun filtresi birimi.

Firkateyn: Bir gezegene iniş yapabilen ve tek parça halinde havalanabilen en büyük uzay gemisi.

Fremen: Arrakis’in özgür kabileleri, çölde yaşarlar, Zensünni Gezginlerinden sağ kalanlar, (İmparatorluk Sözlüğüne göre “Kum Korsanları”)

Fremkit: Fremenlerin imal ettiği, çölde sağ kalabilmek için gerekli malzemeleri içeren çanta.

G

Gafla: Kişinin gaflete düşmesi. Bu yüzden; dönek, güvenilmez kişi.

Galakça: İmparatorluğun resmi dili, insanoğlunun uzun göç silsilesi süresince uyarlanmış kültürel-uzmanlaşma terimlerinin güçlü izlerini taşıyan Inglo-Slav kırması dil.

Gamont: Niushe’nin üçüncü gezegeni, hedonist kültürü ve egzotik cinsel deneyimleriyle tanınır.

Ganima: Savaşta veya teke tek dövüşte ele geçirilen şey. Genellikle, yalnızca anımsamak için saklanan dövüş yadigarı.

Gare: Masa dağ, tek başına duran yanları dik üstü düz tepe.

Geyrat: Dümdüz ileri; solucan-dümendsinin seslenişi.

Giedi Prime: Ophiuchi B (36)’nın gezegeni, Harkonnen Evi’ nin anadünyası. Etkin fotosentez seviyesi düşük olan yaşanabilir düzeyde bir gezegen

Ginaz Evi: Dük Leto’nun eski müttefikleri. Grummanla yapılan Suikastçiler Savaşı’nda yenilgiye uğradılar.

Gom Cabbar: Zorba düşman; alternatifi ölüm olan insani bilinç sınavını uygulayan Bene Gesserit Gözetmenleri’nin kullandığı ucu meta-siyanürlü özel zehirli iğne.

Gözcü Kumanda: Bir bahar avlama grubunda gözetleme ve koruma görevi verilen hafif ornitopter.

Graben: Üstünde bulunduğu yer katmanlarının hareketleri nedeniyle zemin çöktüğü zaman oluşan uzun jeolojik hendek

Grumman: Niushe’nin ikinci gezegeni, özellikle gezegeni yöneten

Ev’in (Moritani) Ginaz Evi’yle arasındaki düşmanlıkla tanınır.

Güdümlü avcı: Yakınındaki bir kumanda paneliyle silah olarak yönlendirilen, süspansörle havada duran, metalden, yırtıcı küçük kama; yaygın bir suikast aygıtı.

Gümler: Ucunda yaylı bir dil olan kısa sopa. Kullanımı: kumun içinde çalıştırılır ve şeyh-hulud’u çağırmak üzere “güm güm” ses çıkaracak şekilde ayarlanır. (Bk. Yaratan kancaları)

H

Hacr: Çöl yolculuğu, hicret.

Hacra: Arayış yolculuğu.

Hagal: “Mücevher Gezegeni” (Theta Shaowei II), I. Şaddam zamanında maden ocağı açılarak bütün değerli taşları çıkarılıp alınmıştır.

Hakika: Ecaz’ın iradeyi yokeden uyuşturucu maddelerinden biri. Kişiyi yalan söyleyemez hale getirir.

Halyavm: “Hahişte! Nihayet!” anlamında Fremen nidası.

Hançer-i figan: Arrakis’teki Fremen’lerin kutsal hançeri. Ölü kum solucanlarından alınan dişlerden iki şekilde yapılır. Bu iki şekil “kararlı” ve “kararsız”dır. Kararsız bir hançerin, parçalanmasını önlemek için, insan vücudunun elektrik alanına bitişik olması gerekir. Kararlı hançerler ise saklanmak üzere işlenir. Hepsi yaklaşık 20 santimetre uzunluğundadır.

Harmonthep: Ingsley bu sözcüğü Zensünni hicretinin altıncı durağına gezegen adı olarak vermiştir. Delta Pavonis’in artık varolmayan bir uydusu olduğu sanılmaktadır.

Hasatçı veya hasat fabrikası: Genellikle zengin, kirlenmemiş melanj püskürtüsü üzerinde çalıştırılan büyük (çoğu zaman 120 metreye 40 metre) bahar çıkarma makinesi. (Bağımsız paletler üzerindeki böceğimsi gövdesi yüzünden çoğu zaman “tırtıl” olarak adlandırılır.)

Hava durumu tarayıcısı: Arrakis’te hava durumu tahmininin özel yöntemleri (kumu kazıklama ve rüzgarın yarattığı şekilleri okuyabilme dahil) konusunda eğitilmiş kişi (Bk. Kumu kazıklama)

Hayereg: Açık kum üzerindeki geçici Fremen çöl kampı.

Heighliner: Uzay Loncası’nın nakliye sisteminin başlıca kargo taşıyıcısı.

Heyyyy-yo: Hareket komutu; solucan-dümencisinin seslenişi;

Holtzman etkisi: Bir kalkan jeneratörünün negatif itme etkisi,

I

Işıküre: Süspansörle havada duran aydınlatma cihazı, çoğunlukla organik pillerle kendi enerjisini kendi sağlar.

Ix: Bk. Richese.

Izgara planya: Melanj baharı kütlesini kumdan temizlemek için kullanılan diferansiyel-şarjlı ayırıcı; bahar arıtımının ikinci aşamasında kullanılan bir aygıt.

İ

İbad’ın gözleri: Çok melanj içeren bir beslenme rejiminin göz akı ve göz bebeğinin koyu mavi bir renge dönmesi şeklindeki tipik etkisi (aşırı melanj bağımlılığının göstergesi), (‘İbad’, Arapçada kullar, ibadet edenler’ anlamına gelmektedir. -ç n)

İbn Kirtayba: “Şöyle der kutsal sözler…” Fremen dinsel büyüsünün törensel başlangıcı (törensel kehanetten türetilmiştir).

İcaz: Doğası gereği inkar edilemeyen kehanet; değişmez kehanet.

İhvan Bedwine: Arrakis’teki tüm Fremen’lerin kardeşliği. (‘ihvan’ Arapçada ‘sadık, samimi, candan dostlar, tarikat arkadaşları anlamına gelmektedir.-çn)

İkhat-Eyy!: Arrakis’teki su satıcılarının bağırışı (etimolojisi belirsiz). Bk. Su Su Suuk!

İkinci ay: Arrakis’in iki uydusundan küçük olanı, yüzeyindeki izlerde görülen kanguru faresi figürüyle göze çarpar.

İlk ay: Arrakis’in uydularından büyük olanı, geceleri önce doğan ay; yüzeyindeki belirgin insan yumruğu şekli ile tanınır.

İlm: Teoloji; dinsel gelenekler bilimi; Zensünni Gezginleri’nin inancının yarı geleneksel kökenlerinden biri.

İmparatorluk lejyonu: On tümen (yaklaşık 30.000 kişi)

İmparatorluk Şartlandırması: Suk Tıp Okulları’nın getirdiği bir yenilik; insan yaşamını almaya karşı en güçlü şartlandırma. Üyelerinin alınlarına elmas bir dövme yapılmış, saçlarını uzatmalarına ve gümüş bir Suk halkasıyla bağlamalarına izin verilmiştir.

İnce-uç: Kalkanlı dövüşte sol elle kullanılan herhangi bir ince, kısa bıçak (çoğu zaman ucu zehirli).

İstislah: Genel refah kuralı; çoğunlukla yabanıl ihtiyacın başlangıcı.

K

Kaid: Görevi gereği çoğunlukla sivillerle iş yapan askeri memura verilen Sardokar subay rütbesi; bütün bir gezegen bölgesi üzerindeki askeri valilik; Başar’ın rütbesinin üstünde ama Burseg’e eşit değil.

Kalıcı zehir: Mentat Piter de Vries’e atfedilen bu buluş, düzenli olarak panzehir verilmesini gerektirecek bir maddenin vücuda zerkedilmesidir. Herhangi bir zamanda panzehirin kesilmesi ölüme sebep olur.

Kalkan: Bk. Savunma Kalkanı.

Kalkan duvarı: Arrakis’in kuzey bölgelerindeki dağlık coğrafik özellik, küçük bir alanı gezegenin coriolis fırtınalarının bütün etkisinden korur.

Kanata: Bir çölün içinden, kontrol edilen şartlar altında sulama suyu taşıyan açık kanal.

Kancacı: Yaratan kancalarıyla kum solucanı yakalamaya hazır Fremen.

Kanlı: Büyük Konvansiyon’un kuralları altında en katı sınırlamalara göre sürdürülen resmi düşmanlık veya kan davası.(Bk. Değişim Yargıcı.) Köken olarak kurallar masum seyircileri korumak için tasarlanmıştır.

Kanto ve Karşılığı: Bir dua ayini, ‘Koruyucu Misyon’un ‘törensel kehanet’inin bir bölümü. (Dua ayininde din adamının yakarışı (kanto) ve cemaatın verdiği karşılık.-ç.n.)

Kapı contası: Fremenler’in gündüz konakladıkları mağara kamplarında nemi korumak için kullandıkları taşınabilir plastik sızdırmazlık contası.

Kaptıkaçtı: Uçan kanat (genellikle “kanat”), bahar madenciliği, avcılığı ve arıtımı için kullanılan büyük donanımın taşındığı Arrakis hava taşıtı.

Karama: Mucize; ruhlar dünyası tarafından başlatılan eylem.

Karanlık Şeyler: Koruyucu Misyon tarafından, inanmaya hazır uygarlıklara öğretilen bulaşıcı batıl inançlar için kullanılan deyim.

Keops: Piramit satranç; kendi vezirini zirveye yerleştirmek ve rakibin şahını tehdit altında tutmak şeklinde ikili amacı olan dokuz seviyeli satranç.

Kesenisin: Çoğunlukla kesme aleti ve neşter olarak kullanılan kısa menzilli lazer silahı türü.

Khala: Adı anılan yerin kızgın ruhlarını yatıştırmak için yapılan geleneksel dua.

Kincal: Ağız kısmı hafifçe kıvrık, yaklaşık 20 santimetre uzunluğunda, iki tarafı da keskin kısa kılıç (veya uzun hançer).

Kirtayba: (Bk. İbn Kirtayba.)

Kisve: Fremen mitolojisinden herhangi bir figür veya tasarım.

Kitab-ül-İbar: Arrakis’teki Fremenler tarafından geliştirilmiş, sağ kalabilme el kitabı-dinsel kılavuz birleşimi kitap.

Kizara Tafvid: Fremen rahipleri (Muad’Dib’den sonra).

Koruyucu Misyon: Bene Gesserit düzeninin, ilkel dünyalarda bulaşıcı batıl inançların tohumlarını atmak, dolayısıyla bu bölgeleri Bene Gesserit sömürüsüne açmakla görevli kolu. (Bk. Törensel kehanet.)

Krimskell ipi veya Krimskell halatı: Ecaz’da yetişen hufuf sarmaşığının liflerinden dokunan “kıskaçlı ip”. Uçları önceden ayarlamak için çekildiği zaman, Krimskell’deki düğümler birbirini gittikçe daha sıkı kavrayacaktır. (Daha detaylı bir inceleme için, Holjance Vohnbrook’un “Ecaz’ın Boğazlayan Sarmaşıkları” adlı eserine bakınız.)

Kuisatz Haderah: “Yolun kısalması”. Genetik bir çözüm aradıkları bilinmeyene, Bene Gesserit tarafından verilen isim; organik zihinsel güçleri zaman ile mekan arasında köprü kuracak erkek bir Bene Gesserit. (Kuisatz Haderah’, terimi İbranice kaynaklıdır.- ç.n.)

Kulon: Tena’nın Asya’ya özgü bozkırlarında yaşayan vahşi eşek; Arrakis şartlarına adapte edilmiştir.

Kul vahad!: “Derinden sarsıldım!” İmparatorlukta yaygın olan samimi bir şaşkınlık nidası. Tam tercüme, içinde bulunulan duruma bağlıdır. (Bir keresinde, Muad’Dib’in, bir çöl atmacası yavrusunun yumurtadan çıktığını gördüğü ve “Kul vahad!” diye fısıldadığı söylenir.)

Kum binicisi: Bir kum solucanını yakalayıp binebilenler için kullanılan Fremen terimi.

Kum davulu: Yüzeyine yapılacak herhangi bir ani darbe sonucu belirgin bir davul sesi çıkaracak şekilde oluşmuş kum sıkışması.

Kum gelgiti: Toz gelgiti için kullanılan deyim. Arrakis’teki kumla kaplı belirli havzalarda, güneş ve uyduların çekim etkisi nedeniyle oluşan seviye değişikliği. (Bk. Toz Gelgit Havzası)

Kum solucanı: Bk. Şeyh-hulud

Kum şnorkeli: Kumla kaplanmış bir damıtıcı çadıra yüzeydeki havayı pompalayan soluma aygıtı.

Kum tırtılı: Arrakis yüzeyinde melanj avcılığı ve toplayıcılığında kullanılmak üzere tasarlanan makineler için kullanılan genel terim

Kumu kazıklama: Arrakis’in açık çöl alanlarına plastik ve fiber kazıklar yerleştirme ve kum fırtınalarının kazıkların üzerine kazıdığı şekilleri, hava durumu tahmini için bir ipucu olarak yorumlama sanatı.

Kum ustası: Bahar operasyonlarının genel yöneticisi.

Kum yayası: Açık çölde sağ kalmak için eğitilmiş herhangi bir Fremen

Kuzenilik: Kuzenlikten daha uzak kan bağı.

Küçük Yaratan: Derin kumda yaşayan, Arrakis kum solucanının yaşam çevriminde taşıyıcı görevi gören yarı bitki yarı hayvan canlı. Küçük Yaratan’ın salgısı ön-bahar kütlesinin özünü oluşturur.

L

La, la, la: Fremen ıstırap çığlığı. (La, en büyük inkar, karşı konulamaz bir “hayır” olarak tercüme edilir.)

Lazer silahı: Kesintisiz dalgalı lazer projektörü. Işını bir kalkanla kesiştiği zaman ortaya çıkan patlama (teknik olarak atomaltı füzyon) nedeniyle kalkan alanı üreten uygarlıklarda silah olarak kullanımı sınırlandırılmıştır.

Liban: Fremen libanı, avize ağacı tozu ile demlenen bahar suyudur. Köken olarak ekşi bir sütlü içecektir. (‘Liban’, Arapça ‘da ‘anne sütü’, ‘insan sütü’ anlamına gelmektedir,-ç.n.)

Lisan-ül-Gayb: “Dış Dünya’dan Gelen Ses”. Mesihle ilgili Fremen efsanelerinde dünya dışı kahin. Bazen “Suyu Bağışlayan” olarak tercüme edilmiştir. (Bk. Mehdi.) (Gayb’, Arapça’da ’gizli olan, göze görünmeyen, belirsiz, bilinmeyen şeyler’, ’Lisan-ül-Gayb’, bilinmeyen şeylerden ve gelecekten haber veren anlamına gelmektedir,-ç.n.)

Litrejon: Arrakis’te su taşımak için kullanılan bir litrelik, yoğunluğu yüksek, kırılmaz plastikten yapılmış, sızdırmaz contası olan kap.

Lonca: Uzay Loncası, Büyük Konvansiyon’u sürdüren siyasi sacayağının bir ayağı. Lonca, Butleryan Cihattan sonra kurulan ikinci zihinsel-fıziksel eğitim okuludur (Bk. Bene Gesserit). Uzay yolculuğu ve taşımacılığı ile uluslararası bankacılık üzerindeki Lonca tekeli, İmparatorluk Takvimi’nin başlangıç noktası olarak alınır.

L.Ö.: Loncadan Önce anlamına gelir ve Uzay Loncası’nın tekelinin doğuşuna dayanan İmparatorluk takvimini gösterir.

M

Majör Evler: Gezegenlerin toprak idaresini elinde bulunduranlar; gezegenlerarası girişimciler. (Bk. Ev)

Manten: Temel bilgelik, destekleyici sav, birinci ilke. (Bk Cudikar.)

Maski: İçecekteki zehir. (Bk. Çomurki.)

Masat sınavı: (Ruhsal saygınlık olarak tanımlanan) onurun tehlikeye atıldığı herhangi bir sınav.

Maula: Köle.

Maula tabancası: Zehirli küçük oklar atan yaylı silah; menzili yaklaşık kırk metredir.

Mehdi: Mesihle ilgili Fremen efsanelerinde, “Bize Cennetin Yolunu Gösterecek Olan”.

Melanj: “Baharların baharı,” yegane kaynağı Arrakis olan ürün. Temelde ömrü uzatıcı etkileriyle tanınan bahar, az miktarda alındığı zaman hafif bağımlılığa yol açar, vücut ağırlığının her yetmiş kilosu için günlük iki gramın üzerindeki miktarlarda kullanıldığında ise şiddetli bağımlılığa neden olur. (Bk. Ibad, Ab-ı Hayat ve Ön-bahar Kütlesi.) Muad’Dib, baharın, kahinlik güçlerinin anahtarı olduğunu iddia etmiştir. Lonca kaptanları da benzer iddialarda bulunmuştur, imparatorluk piyasasında dekagramının fiyatı 620.000 solariye kadar çıkmaktadır.

Mentat: İmparatorluk vatandaşlarının, mantık biliminde üstün başarılar elde etmek için eğitilen sınıfı, “insan bilgisayarlar”.

Metacam: Yasmiyum kuartzı levhalarına yüksek sıcaklıkta gaz tutulmasıyla elde edilen cam. Aşırı yüksek gerilme dayanımı (iki santimetre kalınlıkta santimetre kare başına yaklaşık 450.000 kilogram) ve ayırıcı radyasyon filtresi yeteneğiyle tanınır.

Mısr: Tarihi Zensünni’lerin (Fremen) kendileri için kullandıkları terim: “Halk”

Mihna: Erkekliğe adım atmak isteyen Fremen gençlerinin sınanma dönemi.

Minimik tel: Çoğu zaman casusluk ve karşı casusluk verilerini aktarmak için kullanılan bir mikron çapında şiga teli.

Minör Evler: Bir gezegenle sınırlı girişimci sınıf (Galakça: “Richece”).

Mişmiş: Kayısı.

Monitör: Ağır silahlar ve kalkan koruması taşıyan on bölümlü uzay savaş gemisi. Bir gezegene indikten sonra kalkış için kendisini oluşturan bölümlere ayrılacak şekilde tasarlanmıştır.

Muad’Dib: Arrakis şartlarına uyum göstermiş kanguru faresi; Fremen toprak-ruh mitolojisinde, gezegenin ikinci ayının üzerinde görülen figürle bağdaştırılan yaratık. Fremen’ler, açık çölde sağ kalabilme yeteneği dolayısıyla bu yaratığa hayranlık duyarlar.

Mu zayn Vallahi: Mu zayn, kelimesi kelimesine “hiç hayrı dokunmasın” anlamına gelir, vallah ise dönüşlü bir bağlantı nidasıdır. Düşmana karşı edilen bir Fremen bedduasının bu geleneksel başlangıcında, Vallah, vurguyu Mu zayn sözcüklerine çevirerek şu anlamı ortaya çıkarır: “Hiç hayrı dokunmasın, asla hayrı dokunmasın, hiçbir işe yaramasın”.

Müdir Nahya: Fremen’lerin Hayvan Rabban’a (Lankiveil Kontu Rabban) verdikleri ad; uzun yıllar boyunca Arrakis’i zalimce yöneten Harkonnen kuzeni, isim çoğu zaman “Zebani Yönetici” olarak tercüme edilmiştir.

Mürekkep sarmaşığı: Anayurdu Giedi Prime olan ve çoğu zaman köle ambarlarında kırbaç olarak kullanılan sarılgan bitki. Kurbanlarda, uzun yıllar boyunca sürecek kalıcı bir acıya neden olan pancar renkli dövmeler oluşur.

Müştemel: Küçük ek bahçe ya da bahçe avlusu.

N

Na-: “Aday” veya “sıradaki” anlamında önek. Dolayısıyla: na-Baron bir baronluğun veliahtı anlamına gelir.

Naip: Düşmanın eline asla sağ olarak düşmemeye yemin etmiş kişi; bir Fremen liderinin geleneksel andı.

Nezhoni eşarbı: Evli veya “eşli” Fremen kadınlarının bir erkek çocuk doğurduktan sonra, damıtıcı giysinin kapüşonunun altından alınlarına taktıkları katlanmış eşarp.

Nugerler: İmparatorluk muhafızlarının imparatora kan bağıyla bağlı subayları. Kraliyet odalıklarının oğullarının geleneksel rütbesi. (‘Nuger’, Farsçada ’kul, köle’ anlamına gelmektedir. -ç.n)

O

Oliya: Zensünni Gezginleri’nin dininde, Tanrı’nın sol elindeki dişi; Tanrı’nın kadın hizmetkarı.

Omas: Yiyeceğe katılan zehir. (Özellikle: katı yiyecekteki zehir.) Bazı lehçelerde: Çomas.

Onarım seti: Damıtıcı giysinin onarılması ve yenilenmesi için gerekli temel malzemeler.

Opateş: Hagal’daki nadir opalin mücevherlerinden biri.

Orange Katolik İncili: “Toplanmış Kitap”, Ekümenik Tercümanlar Komisyonu tarafından ortaya çıkarılan dinsel metin. Maometh Saari, Mahayana Hristiyanlığı, Zensünni Katolikliği ve Budislam gelenekleri de dahil olmak üzere en antik dinlerden öğeler kapsar. En önemli emrinin şu olduğu kabul edilir: “Özünü bozmayacaksın”. (Orange proteston tarikatı 1794’te Ulster presbiteryenlerinin kurduğu gizli demek. Derneğin amacı dinsel yönden olduğu kadar ekonomik yönden de rakipleri olan katolik vergi toplayıcılarıyla mücadele etmekti.-çn)

Ornitopter (Genellikle: topter): Kuşlar gibi devamlı kanat çırparak uçabilen hava taşıtı.

Ö

Ölüm üçayağı: Köken olarak, çöl cellatlarının kurbanlarını astıkları üçayak. Kullanımda, aynı intikam için and içmiş bir Çerem’in üç üyesi.

Ön-bahar kütlesi: Küçük Yaratanlar’ın salgılarının içine su dolduğunda ortaya çıkan mantarımsı doğal oluşum aşaması. Bu aşamada, Arrakis baharı, yeraltının derinliklerinden gelen malzemeyi, üzerindeki yüzeyde bulunan maddeyle değiştirerek tipik bir “püskürtü” oluşturur. Bu kütle, güneş ve havaya maruz kaldıktan sonra melanj haline gelir. (Bk Melanj ve Ab-ı Hayat.)

Önlem kapısı veya önlem engeli (kısaca: ön-kapı veya ön-engel): Takip edilme durumunda, daha önceden seçilmiş kişilerin kaçması için uygun olan pentakalkan. (Bk. Penta-kalkan)

P

Parapusula: Lokal manyetik sapmadan yararlanarak yön saptayan pusula; ilgili haritaların mevcut olduğu durumlarda ve bir gezegenin toplam manyetik alanının kararsız olduğu ya da şiddetli manyetik fırtınalarla gizlendiği yerlerde kullanılır.

Pentakalkan: Antre veya geçit gibi küçük alanlar için uygun olan (büyük alanlarda destekleyici kalkanlar birbirini izleyen her bir katla giderek kararsız hale gelir) ve kalkan kodlarına ayarlanmış bir gizleyici giymeyen hemen hiç kimsenin geçemeyeceği beş- katlı kalkan-jeneratör alanı. (Bk. Önlem Kapısı)

Piyonlar: Gezegene bağlı rençber veya işçi, faufreluches’in altındaki temel sınıflardan biri. Yasal olarak, gezegenin vesayeti altında bulunanlar.

Plasçelik: Kristal yapısının içinde, stravidium lifleri geliştirilerek kararlı hale getirilen çelik.

Plenisenta: Ecaz’ın, tatlı aromasıyla tanınan egzotik yeşil çiçeği.

Poritrin: Epsilon Alangue’nun üçüncü gezegeni, dilleri ve mitolojilerindeki ipuçları köklerinin çok daha antik bir gezegene uzandığını göstermesine karşın, birçok Zensünni Gezgini tarafından ilk gezegenleri olarak kabul edilir.

Prana: (Prana-kas düzeni): Vücudun kaslarına, en yüksek eğitim için birimler olarak düşünüldüklerinde verilen ad. (Bk. Bindu)

Pundi pirinci: Taneleri doğal şeker açısından zengin, dört santimetre uzunluğa kadar gelişen, mutasyona uğramış pirinç; Caladan’ın başlıca ihraç ürünü.

R

Rakag: Akarso’nun sarı tanelerinden elde edilen kafein tipi bir uyarıcı. (Bk. Akarso)

Ramazan: Oruç tutarak ve dua ederek geçirilen antik dinsel dönem; geleneksel olarak güneş-ay takviminin dokuzuncu ayı. Fremenler bu ibadetin zamanını ilk ayın dokuzuncu meridyenden geçtiği döneme göre belirlerler.

Razzia: Yarı-korsan gerilla baskını.

Richese: Eridani A’nın dördüncü gezegeni, Ix ile birlikte makine kültüründe üstün sayılırlar. Minyatürleştirme teknikleriyle tanınırlar. (Richese ve Ix’in Butleryan Cihadı’nın daha ciddi etkilerinden nasıl kaçtığı hakkında ayrıntılı bir inceleme için Sümer ve Kautman’ın Son Cihat adlı eserine bakınız.)

Ruh: Fremen inanışında, kişinin, kökleri daima metafizik dünyada olan (ve orayı hissedebilen) parçası. (Bk. Alem al-mital.)

Rüzgar kapanı: Sık esen bir rüzgarın güzergahı üzerine yerleştirilen; yakalanan havadan, çoğunlukla kapandaki ani ve belirgin bir sıcaklık düşüşüyle nem yoğuşturabilen aygıt.

S

Sadular: Yargıçlar. Fremenlerin, azizlere denk olan kutsal yargıçlar için kullandıkları unvan.

Safo: Ecaz’da yetişen çit köklerinden çıkarılan yüksek enerjili içecek. Mentatlar bu içeceğin zihinsel güçleri kuvvetlendirdiğini iddia ederler ve yaygın olarak kullanırlar. Kullananların ağzında ve dudaklarında koyu yakut rengi lekeler oluşur.

Salusa Secundus: Gamma Waiping’in üçüncü gezegeni; Kraliyet Sarayı’nın Kaitan’a taşınmasınının ardından imparatorluk Hapis Gezegeni olarak adlandırıldı. Salusa Secundus Corrino Evi’nin anadünyası ve Gezgin Zensünnilerin hicretinin ikinci durak noktasıdır, inanışlarına göre Fremenler, dokuz kuşak boyunca S.S.’te köleymiş.

Sardokar: İmparator Padişah’ın fanatik askerleri. Her onüç kişiden altısının onbir yaşına basmadan öldüğü vahşilikte bir ortamdan gelirlerdi. Askeri eğitimleri, acımasızlığı ve kişisel güvenlikle ilgili olarak intihara yakın bir kayıtsızlığı vurgulardı. Çocukluklarından itibaren onlara, rakiplerini dehşete düşürerek zayıflatan standart bir silah olarak zalimliği kullanmaları öğretilirdi. Evrenin meseleleri üzerindeki hakimiyetlerinin zirvesindeyken, kılıç kullanmadaki ustalıklarının onuncu Ginaz seviyesine eşdeğer olduğu söylenir ve yakın dövüşteki maharetlerinin ise bir Bene Gesserit ustasınınkine yaklaştığı kabul edilirdi. Bir tanesinin, sıradan on Landsraad neferine bedel olduğu düşünülürdü. IV. Şaddam zamanında, hala heybetlerini korurken, güçleri kendilerine olan aşırı güvenleri nedeniyle tükenmiş ve savaşçı dinlerinin destekleyici gizemi alaycılık nedeniyle oldukça zayıflamıştı.

Sarfa: Tanrı yolundan sapmak.

Savaş dili: Savaş durumunda, anlaşılır bir sözlü iletişim sağlamak için geliştirilmiş, etimolojisi gizli olan herhangi bir özel dil.

Savunma Kalkanı: Holtzman jeneratörü tarafından üretilen koruyucu alan. Bu alan, süspansör sıfırlama etkisinin Birinci Fazı’ndan türetilmiştir. Kalkan yalnızca düşük hızlarda hareket eden nesnelerin girmesine izin verir (ayarlamaya bağlı olarak bu hız saniyede altı ile dokuz santimetre arasında değişir) ve sadece bir kontluğun ihtiyacını karşılayabilecek büyüklükte bir elektrik alanı ile kaldırılabilir. (Bk. Lazer silahı)

Sayyadina: Fremen dinsel hiyerarşisinde başrahibenin kadın yardımcısı.

Selamlık: İmparatorluk kabul salonu.

Semuta: Elakka ağacının yanmış tortusundan (kristal çıkarma ile) türetilen ikinci uyuşturucu madde. Zaman duygusunun kalmadığı, kuvvetli bir kendinden geçme hali olarak tanımlanan etkisi, semuta müziği olarak adlandırılan belirli atonal titreşimlerle ortaya çıkarılır.

Serbest tüccarlar: Kaçakçılar için kullanılan deyim.

Servok: Basit işleri yapmak için saat-ayarlı mekanizma; Butleryan Cihat’tan sonra izin verilen sınırlı “otomatik” aygıtlardan biri.

Ses: Bir ustanın, başkalarını yalnızca sesin seçilmiş ton değişimleriyle kontrol etmesini sağlayan Bene Gesserit kaynaklı toplu eğitim.

Sessizlik konisi: Titreşimleri, 180 derece karşı fazda bir üpkıtitreşim ile sönümleyerek, sesin veya başka bir titreşim aletinin taşıma kapasitesini sınırlayan bir distorsiyon aletinin alanı.

Shadout: Kuyu kepçesi, saygı belirten bir Fremen unvanı.

Sınır duvarı: Arrakis’in Kalkan Duvarı’ndaki koruyucu sarp kayalıkların ikinci üst basamağı. (Bk. Kalkan Duvarı.)

Sırat: O. K. incil’inde, insan yaşamını dar bir köprünün bir ucundan öbür ucuna yapılan yolculuk olarak tanımlayan pasaj: “Cennet sağımda, Cehennem solumda ve Azrail arkamda”.

Sihaya: Fremen dilinde, verimlilik zamanını ve “cennetin geleceği” zamanı ifade eden dinsel belirtilerle çölde ilkbahar mevsimi.

Sihramiz: Deyim; mistik bir şeyin veya büyücülüğün parçası olan.

Silago: Değişime uğratılmış, distrans (Bk. distrans) mesajlar taşımaya alıştırılmış Arrakis yarasası.

Siyeç: Fremen dilinde: “Tehlike anında toplanma yeri”. Fremenler çok uzun zamandır tehlike altında yaşadıklarından, genel kullanımda terim, kabilelerden birinin barındığı herhangi bir mağara bölgesini belirtir hale gelmiştir.

Solari: İmparatorluğun resmi para birimi; alım gücü, Lonca, Landsraad ve İmparator arasında dört yüz yılda bir yapılan pazarlıklarla belirlenir.

Solido: Şiga teli bobinine kaydedilmiş 360 derece referans sinyallerini kullanan bir solido projektöründen elde edilen üç boyutlu görüntü. Genellikle en iyi solido projektörlerinin Ix’te yapıldığı kabul edilir.

Sondagi: Tupali’nin çili lalesi.

Subah ul kuhar: “İyi misin?”; bir Fremen selamı.

Subah un nar: “İyiyim. Ya sen?”; geleneksel yanıt.

Su borusu: Bir damıtıcı giysi veya çadır içinde yeniden elde edilen suyu, su cebine ya da su cebinden kullanıcıya taşıyan boru.

Su cebi: Damıtıcı giysinin, süzülmüş suyun toplanıp depolandığı cebi.

Su disiplini: Arrakis’te yaşayanların, boşa nem harcamadan var olmalarını sağlayan sert eğitim.

Su görevlisi: Suyun ve Ab-ı Hayat’ın etrafındaki ayinsel görevleri üstlenmiş ve bu iş için kutsanmış Fremen.

Suikastciler savaşı: Büyük Konvansiyon ve Lonca Barışı altında izin verilen sınırlandırılmış savaşma şekli. Amaç masum seyircilerin katılımını azaltmaktır. Kurallar amaçların resmi olarak açıklanmasını emreder ve izin verilen silahları sınırlar.

Suikastçinin elkitabı: Bir Suikastciler Savaşı’nda yaygın olarak kullanılan zehirler üzerine, üçüncü yüzyılda yazılmış bir derleme. Daha sonra, Lonca Barışı ve Büyük Konvansiyonla izin verilen öldürücü aletleri de içerecek şekilde genişletilmiştir.

Su sayıcılar: Her biri, Fremen depolarından verilecek belirli bir miktar suyu gösteren, farklı büyüklüklerdeki metal halkalar. Özellikle doğum, ölüm ve kur yapma ritüelinde (para fikrinin çok ötesinde) büyük anlam taşırlar.

Su su suuk!: Anakis’teki su satıcılarının bağırışı. Suuk bir pazaryeridir. (Bk. Ikhat-Eyy!)

Su yükü: Fremen dilinde; can borcu.

Süspansör: Holtzman alan jeneratörünün (düşük çekimli) ikincil fazı. Kütle ve enerji tüketiminin belirlediği sınırlar içerisinde yerçekimini sıfırlar.

Ş

Şahname: Zensünni Gezginleri’nin yarı efsanevi ilk Kitabı.

Şeriat: Törensel Kehanet’in batıl ayinleri ortaya koyan bölümü. (Bk. Koruyucu Misyon.)

Şeyh-hulud: Arrakis kum solucanı, “Çölün ihtiyarı,” “Sonsuzluğun Yaşlı Babası” ve “Çölün Dedesi”. Açık bir şekilde, bu isim, belirli bir tonda söylendiğinde veya büyük harflerle yazıldığında, Fremen yurdu batıl inançlarının toprak tanrısı olarak adlandırılır. Kum solucanları muazzam bir büyüklüğe ulaşır (açık çölde 400 metreden daha uzun örnekler görülmüştür) ve hemcinslerinden biri tarafından katledilmedikçe veya onlar için zehirli olan suda boğulmadıkça çok uzun yıllar yaşarlar. Kum solucanı Arrakis’teki kumun büyük bir bölümünü hareket sahası olarak kullanır. (Bk. Küçük Yaratan) (“Şeyh’, Arapça’da ‘yaşlı adam, ihtiyar’, ‘hulud’ise ‘olumsuzluk’anlamına gelmektedir.-ç.n.)

Şiga teli: Sadece Salusa Secundus ve Delta Kaising III’te yetişen bir yer sarmaşığının (Narvi narviium) metalik uzantısı. Aşırı yüksek gerilme dayanımı ile tanınır.

Şlag: Anayurdu Tupile olup ince, dayanıklı derisi için neredeyse soyu tükenene kadar avlanmış olan hayvan.

T

Tahaddi: Fremenlerde ölümcül dövüş için meydan okuma, çoğunlukla bazı temel meseleleri sınamak üzere. (‘Tahad-di’, Arapça’da ’meydan okuma’anlamına gelmektedir.-ç.n.)

Tahaddi al-burhan: Merhamete yer olmayan nihai sınav (çoğunlukla ölümü veya yoketmeyi getirdiği için).

Takva: Kelimesi kelimesine: “Özgürlüğün bedeli”. Çok değerli olan bir şey. Bir ölümlünün ilahi istekleri (ve bu isteğin yol açtığı korku). (Takva’, Arapçada ’Allah’tan korkma, Allah korkusuyla dinin yasak ettiği şeylerden kaçınma anlamına gelmektedir.-ç.n.)

Tau: Fremen terminolojisinde, bir siyeç topluluğunun baharlı yiyeceklerle artan birliği ve özellikle birliğin Ab-ı Hayat içerek ortaya çıkarılan tau orjisi.

Tava: Arrakis’te, altında bulunan zemin yapısının çökmesiyle oluşan herhangi bir düşük rakımlı bölge veya çöküntü. (Yeterli suyu olan gezegenlerde, tava, bölgenin bir zamanlar suyla kaplı olduğunu gösterir. Tartışmaya açık olmasına karşın, Arrakis’te bunun gibi en azından bir tane bölge olduğuna inanılır.)

Telkitap: Eğitimde kullanılan ve anımsatıcı bir sinyal taşıyan şiga teli kaydı.

Tleilax: Thalim’in yalnız gezegeni, Mentat’lar için kaçak eğitim merkezi olarak bilinir; “dönek” Mentatların kaynağı.

Toplantı: Kurul Toplantısından farklıdır. Kabilenin liderini belirleyen dövüşe tanıklık etmek üzere Fremen liderlerinin resmi toplantısı. (Kurul Toplantısı bütün kabileleri bağlayan kararlar almak için yapılır.)

Toz Gelgit Havzası: Arrakis’in yüzeyinde bulunan, yüzyıllar boyunca tozla dolmuş ve içinde gerçek toz gelgitleri (Bk. Kum gelgitleri) ölçülmüş olan geniş çöküntülerden her biri.

Toz yarı: Arrakis çöllerinde, çevresindeki yüzeyden farklı görünmeyen tozla dolmuş derin yarık veya çöküntü; insan ya da hayvan içine batıp boğulacağı için öldürücü bir tuzaktır. (Bk. Toz Gelgit Havzası.)

Törensel Kehanet: Bene Gesserit tarafından ilkel bölgeleri sömürmek için kullanılan bulaşıcı batıl inançları kapsayan terim. (Bk. Koruyucu Misyon.)

T-P: Telepatinin kısaltması.

Tupile: İmparatorluğun yenilmiş evleri için “sığınak gezegen” (muhtemelen birkaç gezegen). Bu gezegen(ler)in yer(ler)i yalnızca Lonca tarafından bilinmekte ve Lonca Barışı altında dokunulmazlığı sağlanmaktadır.

U

Ulema: Zensünni teoloji doktoru.

Uroşnor: Genel bir anlamı olmayan ve Bene Gesserit’in, seçilmiş kurbanların zihnine kontrol amacıyla aşıladığı birkaç sesten biri. Sesi işiten duyarlı haldeki kişi geçici olarak hareketsiz kalır.

Usul: Fremen dilinde: “Sütunun kaidesi”. (‘Usul’, Arapçada ‘asıllar’, ‘asl’ ise ‘kaide’, ‘kök’, ‘temel’, ‘esas’, ‘başlangıç ‘ anlamlarına gelmektedir.-ç.n.)

Uzay loncası: Bk. Lonca.

U

Umma: Kahinler topluluğundan bir kişi, (imparatorlukta aşağılayıcı bir terim, fanatik kehanetlere düşkün “çılgın” kimse anlamında)

V

Varota: Ünlü baliset yapımcısı; Chusuk yerlisi. (Bk. Baliset)

W

Wali: Sınavdan geçmemiş Fremen genci.

Wallach IX: Laoujinin dokuzuncu gezegeni, Bene Gesserit Rahibe Okulu’nun bulunduğu yer.

Y

Ya hya çuhada: “Yaşasın savaşçılar!” Fedaykin savaş çığlığı. Bu çığlıktaki ya’nın (şimdi) etkisi hya şekliyle (ebediyete uzanan şimdi) artırılmıştır. Çuhada (savaşçılar) adaletsizliğe karşı savaşçılar şeklinde ek bir anlam taşır. Bu sözcükte savaşçıları belirleyen bir fark vardır; onlar herhangi bir şey için savaşmazlar, kendilerini yalnızca belirli bir şeye karşı adarlar.

Yağ merceği: Büyütücü bir sistemin veya diğer bir ışık ayarlama sisteminin parçası olan bir okuma tübünün içinde kapalı bir kuvvet alanı tarafından statik gerilimde tutulan hufuf yağı. Bir seferde her bir mercek elemanı ayrı ayrı bir mikron ayarlanabildiğinden, yağ merceğinin, görülebilir ışığı ayarlamak için en yüksek hassasiyete sahip mercek olduğu kabul edilir.

Yalı: Bir Fremen’in siyeçteki kişisel meskeni.

Yaratan: Bk. Şeyh-hulud.

Yaratan kancaları: Bir Arrakis kum solucanının yakalanması, üstüne tırmanılması ve yönlendirilmesi için kullanılan kancalar.

Yan kardeşler: Aynı hanede yaşayan odalıkların aynı babaya sahip oldukları bilinen oğulları.

Ya! Ya! Yavm!: Derin ayinsel bir anlamı olan durumlarda Fremenlerin kullandığı tempolu nida. Ya sözcüğünün esas anlamı “Hey”dir. Yavm şekli ise, acil durum çağrısı için kullanılan değiştirilmiş bir terimdir. Bu nida çoğunlukla “Duyduk duymadık demeyin!” şeklinde tercüme edilir.

Yelmetal: Duralüminyumun içinde yasmiyum kristali büyütülerek elde edilen metal; ağırlığa bağlı gerilme dayanımının aşırı yüksek olmasıyla ünlüdür. Adı, “yelpaze gibi açılıp kapanabilen’ yapılardaki yaygın kullanımından türetilmiştir.

Yöntem: Bk. Bene Gesserit Yöntemi.

Yüksek Kurul: Ev’ler arası anlaşmazlıklarda en üst mahkeme olarak görev yapmak üzere yetki verilen Landsraad merkezi grubu.

Z

Zabıt Varakası: imparatorluğa karşı işlenen bir suçu açıklayan yarı resmi rapor. Yasal olarak: şüpheli bir sözlü iddia ile resmi bir suç ithamı arasına düşen bir eylem.

Zehirkoklar: Koku spektrumu içinde çalışan ve zehirli maddeleri saptamaya ayarlanmış koku yayılımı çözümleyicisi.

Zensünni: Yaklaşık L.Ö. 1381’de, (“Üçüncü Muhammed” adı da verilen) Maometh’in öğretilerinden ayrılan hizipçi bir mezhebin takipçileri. Zensünni dini, temelde, mistik olanları vurgulamasıyla ve “ataların yöntemlerine” geri dönüşüyle tanınır. Çoğu alim, Ali Ben Ohashi’yi ilk hizibin lideri olarak adlandırır, ancak Ohashi’nin, sadece ikinci karısı Nisai’nin sözcüsü olmuş olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır.

Zitar: Kanuna benzeyen, parmaklarla veya yüksük mızrapla çalınan 30-40 telli bir müzik aleti.-ç.n.

Etiketlendi:, ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s